Hipnotize edilebilirliği kolaylaştıran etkenler

29 Aralık 2007

Pierre Janet (1859-1947) deneyleri sonucunda, süjenin hipnotize edilmesini kolaylaştırıcı etkenlerden bazılarını şöyle sıralamıştır:

  • Geçmişte ruhsal bir çöküntü, kriz geçirmiş olma.
  • Doğal uyurgezer olma.
  • Zihinsel yorgunluk, yani devamlı dikkatten doğan yorgunluk.
  • Aşırı heyecan hallerinde kendini kolayca kaybediyor olma.
  • Hipnotizöre bağlılık eğilimi duyma.

Telkinin rolü ve imajinasyonun gücü

29 Aralık 2007

Bazı deneylerde süjeye “elin şu anda yanıyor” telkiniyle elinde yanık izleri bile oluşturulmuştur. Bu veriye dayanan kimi araştırmacılar, esas rolü oynayan etkenin hipnotizörün telkinin değil, süjenin “kendiliğinden imajinasyon”u olduğu sonucuna varmışlardır. Yani hipnotizörün yaptığı yalnızca, telkiniyle süjenin imajinasyonunu harekete geçirmek ve yönlendirmektir. Fakat hipnotize edilmiş kişiye vicdanına ya da vicdani iradesine uymayan eylemler yaptırılamaz. Örneğin hipnotizma yoluyla süjeye cinayet işlettirilemez.Araştırma ve deneyler herkesin hipnotize edilemeyeceğini, fakat kişinin psikolojik durumu gibi kimi etkenlerin hipnotize edilebilirliği arttırıcı olarak rol oynadığını saptamışlardır.

Hipnotizma’nın iki temel yöntemi

29 Aralık 2007

Günümüze dek çok çeşitli hipnotizma teknikleri geliştirilmişse de telkin ve konsantrasyon bu tekniklerin hepsinde bulunan ortak yöntemlerdir. Hipnotize edilen kimse doğal uykudaki halde değildir. Örneğin kendiliğinden rüya görmez. Zihni hipnotizörle bağlantı halindedir ve imajinasyonunu hipnotizörün telkinlerine bırakmış bir durumda bulunur. Telkin psikoloji sözlüklerinde “tartışma ve zorlama gibi çabalar sözkonusu olmadan birine bir şeyi yalnızca sözle benimsetme” olarak tanımlanır. Telkinle süjenin halüsinasyon görmesi ve hipnoz halinden çıktıktan sonra herhangi bir şeyi yapması sağlanabilir (posthipnotik telkin).

Hipnotizma

29 Aralık 2007

Hipnotizma, hipnoz halinin manyetizma (hayvansal manyetizma) yöntemlerinin dışındaki yöntemlerle oluşturulması olayına ve hipnotik hipnozun uygulamalı, bilimsel etüdüne verilen addır. Terim ilk kez 1840’larda İskoç hekim S. James Braid tarafından kullanılmıştır. İlk zamanlar sihirbazlık ya da büyücülüğün bir dalı gibi görülen hipnotizma bilim çevrelerince önceleri mesmerist bir uygulama sanılarak aşağılanmışsa da, 19.yy.’ın sonlarında kimi psikoloji çevrelerinin, özellikle Salpetrier ve Nancy ekollerinin reddetmek yerine fenomene bilimsel araştırıcılıkla yaklaşıp, fenomeni bilimsel deneylerle sistemli bir şekilde incelemesi sonucunda, hipnotizma bilim alanındaki yerini almıştır.

Psikoterapi

29 Aralık 2007

Psikoterapi

Psikoterapi kelimesinin İngilizcesi “psychotherapy” dir. Psycho kelimesi can ve ruh anlamındadır. Bunun da kökeni Grekçe can, nefs ve ruh anlamına gelen, psukhe olup nefes almak anlamına gelen “psukhein” fiilinden türemiştir. Terapi kelimesi de (İngilizce therapy) bir hastalık
ya da bozukluğun tedavisi demek olup, kelimenin kökeni Grekçe
“tıbbi olarak tedavi etmek” anlamına gelen”threapeuein” fiilinden türeyen “therapeia” kelimesidir. Bu iki kelimenin birleşmesinden meydana gelen psikoterapi teriminin sözlük anlamı ruhsal tedavi demektir.

Akupunkturla Tedavi Edilen Hastalıklar

29 Aralık 2007

Akupunkturla Tedavi Edilen Hastalıklar?

- Şişmanlık
- Başağrısı
- Sigara ve Alkol Bağımlılığı
- Bel ve Bacak Ağrıları
- Siyatik
- Boyun ve Kol Ağrıları

Yazının tamamını okuyun »

Akupunktur Nasıl Tedavi Eder

29 Aralık 2007

Akupunktur Nasıl Tedavi Eder?

Dünyada her şeyde olduğu gibi, insan vücudunda da zıtlıklar arasında bir denge sistemi vardır. Çin felsefesinde bunu Yin ve Yang temsil eder. Bunları + ve - enerjiler olarak düşünebiliriz. Yang, aydınlık, sıcaklık, sağlamlık gibi pozitif özellikleri, Yin ise karanlık, soğukluk, dayanıksızlık gibi negatif özellikleri temsil eder. Bunlar vücutta mevcut 12 çift meridyen üzerinde dolaşırlar. Bunlar arasında bir denge varsa Chi (Qi) adı verilen hayat enerjisi sağlıklıdır. Çin felsefesine göre bu sistemdeki fonksiyon bozuklukları, insan vücudundaki aksaklıkları doğurur. Vücuttaki 12 çift meridyen üzerinde yer alan 1000 civarında nokta vardır. Akupunktur uygulamasında, bu noktalardan iyi seçilmiş birkaç tanesinin iğneyle, lazerle, basınç yapılarak, moksalama ile uyarılması sonucu hastalıklar tedavi edilmektedir.

Akupunktur Nedir

29 Aralık 2007

Akupunktur Nedir?

Akupunktur, vücutta dengenin sağlanması esasına dayalı olarak uygulanan etkili ve bilimsel bir tedavi yöntemidir. Yaklaşık 5000 yıl önce bulunmuştur. Batı ülkelerinde önceleri çok tartışılan bir yöntem iken 1974 yılında Dünya Sağlık Örgütü tarafından bir tedavi yöntemi olarak kabul edilmiştir.
Türkiye’de de Akupunktur Tedavi Yönetmeliği, 29.Mayıs.1991 gün ve 20885 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe girmiştir.

Hipnoz ve Bellek

29 Aralık 2007

Hipnoz ve Bellek

Hipnozun belki de en spekülatif yönü, bellekle il­gili olanı. Hipnozla çocuklu­ğa, hatta bebeklik dönemine yapılan geri dönüş sahnelerine de, cep saatini sallandıran silindir şapkalı adam görüntüsü kadar aşina­yız aslında. Hipnozun, uyanıklık duru­munda hatırlanamayan olay ve du­rumların yeniden canlandırılışında et­kin bir araç olabileceği düşünülse bile bu etki için kanıtlar yeterince sağlam değil. Önemli bir nokta, kişilerin hip­noz altında daha fazla bilgi üretmele­rine rağmen, bunun ille de doğru ol­masının gerekmemesi. Hele hipnozda fantezi ve hayal gücünün oynadığı rol göz önüne alınırsa… Dolayısıyla, orta­ya çıkan bilginin bu açıdan da değer­lendirilmesi gerekiyor. “Hipermnezi” sözcüğü, belleğin olağanüstü derece­de açık olduğu durumlar için kullanı­lıyor. Hipnotik hipermnezi ise kişinin, bütünüyle unutmuş olduğu olay ve durumları hipnoz sırasında büyük ke­sinlikle hatırlayabildiği inancına daya­lı, ancak çok tartışmalı ve bilim adamları tarafından da kuşkuyla karşılanabilir kavram. Hipnozun bazı ülkelerde adli uygulamaları olduğu da düşünü­lürse, konunun hassasiyeti kendiliğin­den ortaya çıkıyor. Bir de hipnoz son­rası bellek konusu var. “Posthipnotik amnezi”, kişinin hipnoz uygulayıcısın­dan gerekli sinyali alana kadar, hip­noz süresince yaşadıklarının tümünü ya da çoğunu unutması durumu için kullanılan bir terim. Bu deneyimse ki­şilerin genelde %10-15′i için söz konusu. İşin ilginci, genellikle bu kişilerin hipnoz öncesi süreç hakkında hatırla­yabildikleri de bölük pörçük ’sahne’lerden ibaret. Örneğin kayıt sırasın­da adlarını, yaşlarını ya da tarihi bir kağıda yazdıklarını hatırlayabiliyor, ancak hipnoz başlangıcında kendileri­ne yapılan telkini tümüyle unutabili­yorlar.

Yaşamın çizgisini arada bir ters yö­ne çevirip bazı dönemleri ya da anları yeniden ziyaret etme, kapıyı aralayıp da “ta o zaman” olup biten­lere şöyle bir göz atma fan­tezisi herkes için var olsa gerek. Bu fantezi, hatırla­maktan çok bir şeyleri yeni­den yaşamakla ilgili. İçinde bulunulan anın üşüşen her türlü dış uyaranını dikkate almayıp geçmiş bir an veya zaman aralığına bütünüyle yoğunlaşmak, onu olabildi­ğince yeniden yaşamak. Sesleri, görüntüleri, ayrıntı­larıyla… Bu geriye dönüş anlarında çarpılıp bükülen çok şey olacağı, yeniden ya­şanan şeyin geçmiş gerçekliğinden birçok şey kaybetmiş olacağı kesin. Ama tutup kavramak istenilen şey, yine de gerçekmiş kadar ‘gerçek’. Hipnotik “geriye dönüş” süreci de bu­na benzer bir şey ve hipnotize olan ki­şinin geçmişi yeniden yaşama yetene­ğine bağlı. Geçmişi düşünmekten ya da hatırlamaktan farklı. Birçok döne­mi kapsayabilecek bu süreç, daha çok çocukluğa dönüş formunda, kimi za­man ses, hareket, davranış, hatta elyazısında değişimlerle birlikte yaşanı­yor. Bu dönüş, doğal olarak son dere­ce öznel ve bunu yaşayan kişi için de oldukça inandırıcı; ancak bu, kişinin hipnoz sırasında yaşadıklarının, geç­mişte yaşananla kıyaslandığında doğ­ru olduğunun bir garantisi değil. Araştırmalar ışığında şurası kesin ki geçmişe ve çocukluğa dönüş egzersi­zi, kişiyle ilgili yeni veriler ve sonuçta bir kazanım getirse de hipnoz hiç bir şekilde insan belleğinin özellik ve sı­nırlarını aşacak güçte değil.

Psikiyatride Hipnoz

29 Aralık 2007

Psikiyatride Hipnoz:

Tik, Kekemelik, Anoreksia Nervosa, Bulumia Nervosa, Obesitede, Gece İdrar Kaçırma, Sigara - Alkol - Madde Bağımlılığı, Depresyon , Fobiler, Performans Anksiyetesi, Panik Bozukluğu, Sosyal Fobi, Posttravmatik Stres Bozukluğu, Çoğul Kişilik Bozukluğu, Psikolojik Bellek Kayıpları, Psikolojik Nedenli Bayılmalar, Psikolojik Ağrı Bozuklukları, Cinsel İşlev Bozuklukları, Vajinismus, Uyku Bozukluklarında, Diş Sıkma